TÜRSAB’da Fotoğraf Değil, Gerçek Lazım
Geçtiğimiz günlerde TÜRSAB Başkanı Firuz Bağlıkaya, Ulaştırma Komisyonu Başkanı Adil Karaoğlanoğlu, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’yi ziyaret ettiğini duyurdu.

Taner Şahin
-Bir fotoğraf karesi…
Bir sosyal medya paylaşımı…
Altında iddialı bir cümle: “Önemli görüşmeler yaptık.”
Geçtiğimiz günlerde TÜRSAB Başkanı Firuz Bağlıkaya, Ulaştırma Komisyonu Başkanı Adil Karaoğlanoğlu, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’yi ziyaret ettiğini duyurdu. Üstelik bu ziyaretleri “çok kritik temaslar” olarak servis etti.
Ancak herkes biliyor ki bu karelerin ardında “stratejik bir görüşme” değil, sadece genel kurul davetiyesi dağıtımı var.
Sekiz yıl geçmiş, genel kurula kırk gün kalmış…
Ve siz hâlâ “önemli görüşmeler yaptık” diyerek sahne kurmaya çalışıyorsunuz.
Ama olmuyor artık.
Kimse inanmıyor.
Algıyla Gerçek Arasındaki Çizgi Silindi
Bir dakikalık protokol ziyaretlerini “önemli temaslar” gibi sunabilirsiniz, ancak sektör artık bu masalları yemiyor.
Çünkü insanlar gördüklerine değil, yaşadıklarına inanıyor.
Ve herkes, bu hikâyenin nasıl başladığını, nereye evrildiğini biliyor.
Yıllardır algı yönetimiyle ayakta kalmaya çalışan bir anlayış, artık gerçeğin duvarına çarpıyor.
Çünkü değişim, “algı yürütmekle” değil, hesap vermekle, şeffaf olmakla gelir.
Salon Değişti, Zihniyet de Değişiyor
Bu yılki genel kurulun Lütfi Kırdar Kongre Merkezin’den taşınması, belki de sembolik olarak en güçlü adım.
Yıllardır eleştirilen, fuar alanına sıkıştırılmış, havasız, kalabalık o toplantılardan sonra nihayet alanlara yakışır bir ortamda buluşulacak.
Ama mesele sadece salon değil.
Bu, aynı zamanda zihniyetin değiştiğinin ilk işareti.
Çünkü sektör artık eski oyunlara, aynı cümlelere, aynı figürlere inanmıyor.
Sırada asıl değişim var:
Başkan değişimi.
Kurum Kaynaklarıyla Kampanya Olmaz
Bağlıkaya, son haftalarda yine bildiği yola dönmüş görünüyor.
TÜRSAB’ın tüm imkânlarını seferber ederek “değerlendirme toplantısı” adı altında açık bir seçim kampanyası yürütüyor.
Uçak biletleri, otel konaklamaları, salon kiraları, LED ekranlar…
Hepsi TÜRSAB’ın kaynaklarıyla karşılanıyor.
Oysa seçime kırk gün kalmışken, kamu kaynağı sayılan bütçeyle propaganda yapmak etik de değil, adil de değil.
Sektörün içinde herkes biliyor:
Eşit yarış böyle olmaz.
Bir taraf devletin veya kurumun imkanlarıyla sahneye çıkarken, diğer taraf üyelerden topladığı aidatla kampanya yürütüyor.
Bu fark, sadece adaletsizlik değil — güven kaybı yaratıyor.
Üyenin Hakkı Üyeye Teslim Edilmeli
2019’da alınan Genel Kurul kararının uygulanması için Nezih Hacalioğlu’nun çabaları hâlâ sürüyor.
Bu çaba, sadece bir isim mücadelesi değil; üyelerin iradesini yönetim odasına geri taşıma girişimidir.
Çünkü unutulmamalıdır:
Genel Kurul, TÜRSAB’ın en üst karar organıdır —
hiçbir başkanın, hiçbir yönetimin “keyfî tasarruf alanı” değildir.
Katılım arttıkça, Bağlıkaya’nın yeniden seçilme şansı azalıyor.
Bu yüzden hâlâ “kapalı devre” sistemlerle, kimlerin oy vereceğini fişlemeye, listelemeye çalışıyor.
Ama tablo artık netleşti:
Salon değişti, hava değişti, sektör değişime hazır.
Bir Dönemin Sonu, Yeni Bir Başlangıcın Habercisi
TÜRSAB tarihine bakarsanız, her değişim sancılı olmuştur.
Ama hiçbir dönem, bugünkü kadar açık bir kopuş süreci yaşamamıştır.
Sektör, artık aynı cümleleri duymak istemiyor.
“Yaptık, ettik, görüşüyoruz, temas halindeyiz” diyen değil;
“Ne yaptığını açıkça anlatan, hesabını şeffaf veren” bir yönetim istiyor.
Bu seçim, yalnızca bir başkanlık seçimi değil —
bir güven tazeleme sınavı.
Ve bu kez, o sınavdan geçmek kolay olmayacak.
Çünkü artık kimse inanmıyor.
Algı yönetimiyle değil, gerçek değişimle kazanılacak bir döneme giriyoruz.
Bu kez gerçekten,
bir dönemin sonuna ve TÜRSAB’da yeni bir başlangıca tanıklık edeceğiz.
Algılar biter, gerçek kalır.
Koltuklar değişir, ama meslek onuru baki kalır.
Ve sonunda her zaman olduğu gibi, hak eden kazanır.

